12 Ağustos 2012 Pazar

Kürk Mantolu Madonna - Sabahattin Ali


İnsanlar birbirlerini ne kadar iyi anlıyorlardı....
Bir de ben bu halimle kalkip başka bir insanin kafasinin icini tahlil etmek, onun düz veya karışık ruhunu görmek istiyordum. Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adami bile, insani hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir!..

Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkinda hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz?
Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkinda söz söylemekten kaçındığımız halde ilk rast geldigimiz insan hakkinda son kararimizi verip gönül rahatiyla öteye geçiveriyoruz?

7 Ağustos 2012 Salı

Milan Kumdera

Aynaların mevcut olmadığı bir dünyada yaşadığını düşün. Yüzünü hayal edersin, onu içinin bir çeşit dışa yansıması gibi hayal edersin. Sonra, varsayalım ki 40 yaşında sana bir ayna uzattılar. Dehşetini bir düşün. tamamen yabancı bir yüz görürsün. Ve kabul etmeye yanaşmadığın şeyi net bir şekilde anlarsın. Yüzün, sen değilsin.

27 Temmuz 2012 Cuma

Kürk Mantolu Madonna - Sabahattin Ali

Hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hala kabul edemiyor musunuz?
Bütün yakınlaşmalar, bütün birleşmeler yalanadır. İnsanlar ancak muayyen bir hadde kadar birbirlerine sokulabilirler, üst tarafını uydururlar; ve günün birinde hatalarını anlayınca, yeislerinden her şeyi bırakıp kaçarlar.

Halbuki mümkün olanla kanaat etseler, hayallerindekini hakikat zannetmekten vazgeçseler bu böyle olmaz.
Herkes tabii olanı kabul eder, ortada ne hayal sükutu, ne inkisar kalır..

21 Nisan 2012 Cumartesi

Kız Kardeşim İçin - Jodi Picoult

Başlangıçta sadece Ay ve Güneş vardı.

Ay, gündüzleri de görünmek istedi, ama bütün o saatler boyunca gökyüzünü dolduran çok daha parlak bir şey vardı. Ay giderek hırslandı, hırsından inceldi, inceldi ve en sonunda uçları bıçak gibi keskin bir hal aldı. Bir gün kazayla, zira bu tür şeyler hep kazayla olur, geceyi deldi ve bir gözyaşı çeşmesi gibi binlerce yıldız gökyüzünden döküldü.

Çok korkan Ay, onları yutmaya başladı. Bazen bunu başardı da, çünkü o zamanlarda şişmanladı ve yuvarlaklaştı. Ama çoğunlukla yapamadı, o kadar çok yıldız vardı ki. Yıldızlar gökyüzünü pasparlak yapana ve Güneş bunu kıskanana dek gelmeye devam ettiler. Güneş onları her zaman aydınlık ve parlak olan kendi tarafına davet etti. Ancak onlara gündüzleri asla görünemeyeceklerini söylememişti. Bu yüzden akılsız olanlar, gökyüzünden yeryüzüne atladılar ve ahmaklıklarının ağırlığı altında donup kaldılar.

13 Mart 2012 Salı

Saatleri Ayarlama Enstitüsü - Ahmet Hamdi Tanpınar

İnsan neyi anlatabilir?
İnsan, insana, insanlara hangi derdini anlatabilir?
Yıldızlar birbirleriyle konuşurlar, insan insanla konuşamaz.

3 Mart 2012 Cumartesi

İskender - Elif Şafak

İnsana vacip olan bir ağaç ya da kaya gibi sabit ve sağlam durmakmış.
Tabii eğer şu üçünden biri değilse:

  1. geçmişini yiirmiş bir abdal, 
  2. aklını yitirmiş bir aptal ya da 
  3. sevdiğini yitirmiş bir mecnun.

2 Mart 2012 Cuma

Elif - Paulo Coelho

Geçmiş zamanda bir şeyler öğreniriz, ama bizi biz yapan bu öğrendiklerimiz değildir.
Geçmiş zamanda acı çeker, geçmiş zamanda sever, geçmiş zamanda ağlar ve güleriz.
Fakat şimdiki zamanda bu işe yaramaz.
Şimdiki zamanın kendi zorlukları, kendi iyileri ve kötüleri vardır.
Bugün olanlar için geçmişe lanet etmek de, innet duymak da olmaz.
Yeni aşkların eski tecrübelerle kesinlikle hiçbir ilgisi yoktur. Aşk her seferinde yepyenidir.

27 Şubat 2012 Pazartesi

Kumral Ada Mavi Tuna - Buket Uzuner

“Sen hic kimsenin olamayacagi kadar çok seyimsin benim.
Yuregimde sana ayrılan yer herkesinkinden büyük.

Yalnızca bir arkadaş bir kan kardeş bir sırdaş bir çok yakın dost degil bir buyuk sevgisin sen yanında sonsuz şımarabileceğim ve hala kaybetmekten korkmayacagim tek kişi yani biraz annem biraz babam hatta hic görmediğim dedem belki hic dogmayacak oğlum sonra daimi hayranım ve tabi dokunulmamis sevgilim sen benim masumiyetimsin Tuna benim en yakınımsin aslında belki öbür yarımsin bunu sana hic söylemedim ama sen aramızda hep bir engel oldugunu sandigin aras’in hic olmadığı ve olamayacağı bir çok şeyimsin benim..”

20 Şubat 2012 Pazartesi

Elif - Paulo Coelho

Savaşçıyı savaşçı yapan budur işte: İrade ve cesaretin aynı şey olmadığını anlamak.

Cesaret korku ve hayranlık uyandırır, irade gücüyle sabır ve azim demektir.

İradeleri çok güçlü olan kadınlar ve erkekler genellikle yalnızdır, çünkü dışarıdan soğuk görünürler.

15 Şubat 2012 Çarşamba

Karanlıkta Herkes Biraz Zencidir - Küçük İskender

çocukluğumdan söz etmek isterim sana, eğer sıkılmazsan. bir gün otururuz evde, ben sana hayatımı anlatırım dakika dakika. kaç yaşımdaysam, o kadar yıl sürer konuşmam. çay pişiririz. çaydanlığa su yerine votka koyarız sen dilersen. sonra da sen anlatırsın: sevdiğin filmleri, sevdiğin parçaları, sevdiğin canlıları, sevdiğin… hep sevdiğin şeylerden konu açarsın. ben sıkılmam. ben seninle sıkılmamayı seni ararken öğrendim. seni hayal ederken keşfettim sıkılmamanın azametini. bir insan, bir insanı sıkamaz. bir insan canı isterse sıkılır. hacimler açarım sana içimde, dolman için, oraya akman için. hacimler açarsın bana; çağlayarak gelirim. endişelenmen gereksiz, 
bir nedeni yok. yalnızca öptüm. 

9 Şubat 2012 Perşembe

Aşk Köpekliktir - Ahmet Ümit

Geçecek, her şey geçer, hepsi geçer.
Hatta sonra, çok sonra anılar hükmünü yitirdikten, onu iyice unuttuktan, içindeki acının yerini kocaman bir boşluk aldıktan, keşke geçmeseydi dedikten sonra, keşke acısını bir hastalık gibi yüreğimde taşısaydım desen bile geçer.

Zaman insanla oynamayı seven hem zalim hem de merhametli bir tanrıdır. Ona karşı çıkamazsın, yapman gereken beklemek. Onun, derin bir unutuşla bizi rahatlatacak örtüsünü üzerimize örtmesini beklemek..

8 Şubat 2012 Çarşamba

Genç Werther’in Acıları - Goethe


Sensiz de aynıyım ben, sadece yazı yazıyorum artık. Bu beni rahatlatıyor, bu yönümü keşfettim sen yokken.
Okuduğun gibi değişen bir şey yok. Sadece yaralarım var artık, yara bandıyla kapanmayan.

Sensiz de güzel hayat, alışıyorum yavaş yavaş buna. Yabani ot olup beynimin ortasında çoğalıyorsun ara sıra, bundan muzdarip olsam da arada, değişen bir şey yok.
Kimi zaman limandaki kaya oluyorum dalgaların dövdüğü. Değişen pek bir şey yok aslında, üçgenin dışta kalan açısının çektiği acıdan başka.

Zahir - Paulo Coelho

Hiçbirimiz sorunlarıyla yalnız başına kalmış değildir; birileri daima bizi düşünüyor, aynı şekilde seviniyor ya da acı çekiyor ve bu da bize, bizden önce meydan okuma gücünü veriyor.

Buna aşk için acı çekmekte dahil mi?

Her şey dahil. Acı çekmek varsa, o zaman bunu kabul etmek en iyisi, çünkü onu yok varsaydığın için o yok olmayacak. Eğer keyif varsa o zaman en iyisi onu da kabullenmek, hatta bir gün sona ereceğinden korksan bile.

7 Şubat 2012 Salı

Aşk Üzerine - Alain De Botton


Aşık olunan kişiyle henüz bir samimiyet kurmadan önce bile, onu zaten tanıyormuşuz gibi tuhaf bir duyguya kapılabiliriz. Onunla daha önce bir yerde, bir başka yaşamımızda ya da belki rüyalarımızda tanışmışızdır sanki.
Platon’un Şölen’inde Aristofanes, bu aşinalık duygusuna ilişkin aşık olduğumuz kişinin bir zamanlar yapışık olup dasonra yitirdiğimiz “öteki yarımız” olduğu iddiasını ortaya atar. Başlangıçta bütün insanlar çift sırtlı, çift böğürlü,dört elli, dört bacaklı ve aynı başta zıt taraflara bakan iki suratlı, çift cinsiyetli canlılarmış. bu çift cinsiyetliler öyle güçlü, öyle gururluymuşlar ki Zeus onları ikiye ayırmak zorunda kalmış, -erkek ve dişi olmak üzere-
İşte o gün bugündür, her erkek ve kadın, öteki yarısıyla yeniden birleşebilmek için çabalayıp duruyor demek ki..

Elif - Paulo Coelho

Şu an sadece sarılmaya ihtiyacım var,” dedim ona. “İnsanlık kadar eski olan bu hareket, iki vücudun kavuşmasından çok daha fazlasını ifade eder. Sarılmanın anlamı şudur: Senden bir tehlike sezmiyorum, yanında olmaktan korkmuyorum, rahatlayabilir, kendimi yuvamda hissedebilirim, beni koruyan ve anlayan birisi var. Bizde birine her isteyerek sarıldığımızda ömrümüzün bir gün uzadığına inanılır. Lütfen şimdi sarıl bana.”

6 Şubat 2012 Pazartesi

Bir Yumak Mutluluk - Debbie Macomber


Geçmişte yaşadıklarım bana şunu öğretti : Hepimiz bu dünyaya, hayatımızı en iyi şekilde yaşamak için geliyoruz ve inanın bana, hayat saklanarak, mutsuzluklarla, pişmanlıklarla harcanamayacak kadar kısa.

Dertlerle ve sıkıntılarla boğuşurken her gün, bir öncekinin aynısı gibi görünmeye başlıyor. Oysaki her yeni gün kendi mucizelerini de beraberinde getiriyor. Hem de en beklenmedik anlarda..

Doğduğumuz andan itibaren hepimize birer yumak iplik veriliyor; bundan mutluluğun desenlerini örmek ise bizim elimizde..

5 Şubat 2012 Pazar

Serenad - Zülfü Livaneli

Bir gün dediklerimi değil, demek istediklerimi anlayacak bir erkek çıkmayacak mı karşıma!
Hava kötü dediğimde sadece havadan söz etmediğimi anlamak bu kadar zor mu? İlle de, ben bu hayattan bıktım,türünden sözler mi etmeliyim? İşim çok dediğimde, bana sahip çıkacak bir erkeğe ihtiyaç duyduğumu anlayacak biri… Yanımda olmanı istiyorum diyemediğim için bu yağmur içimi ıslatıyor dediğimi nasıl anlamaz? Düpedüz, sarıl bana dedikten sonra, sarılmanın ne anlamı kalır! Olmayacak duaya amin deme duygusunu yaşıyorum sürekli.

Benim Adım İstanbul - Buket Uzuner

İstanbulum Ben, imparatorlar gözdesi, sultanlar diyarı, şehirler kraliçesi, dünyanın en şaşırtıcı, esrarengiz, muhteşem şehriyim!
Umut mavisi, zehir yeşili, turkuazım!
Kalabalıkların ve yalnızların başkentiyim.
Bir bacağım Asya’da öbürü Avrupa’da sere serpe uzanmış, dünyada içinde deniz geçen tek şehir benim! 2700 yıldır menopoza girmeyen tek dişiyim, taşım toprağım hala altın : Benim adım İstanbul!